Uzun bir girdi olacak ama umarım keyifle okursunuz.
Bugün ehliyetimi değiştirmek amacıyla Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittim. Önceden aldığım için ehliyetimin üstünde T.C. Kimlik nosu yazmıyor. Bakalım pazartesi alacağım ve T.C. kimlik nolu olur heralde.
Sizde değiştirecekseniz 40 YTL, 3 tane vesikalık fotoğraf ve nufüs kağıdının fotokopisini götürmeniz yeterli. He bir de babam ehliyeti yıllar önce gözlük takmazken almış şu anda hep takıyor ve gözlüklü gittiği için sağlık raporu almanız gerek dediler. Yani benden size tavsiye gözlüğünüzü çıkarın raporla uğraşmak istemiyorsanız
Neyse konumuza geri dönersek gerekli olan şeyleri gişe memuruna verdikten sonra birkaç işlem yaptı ve parmak iziniz alınacak parmak izi odasına gidin dedi. Gittik bekledik tabi biraz neyse hanım kızımız geldi.
Bilgisayar var, parmak izi alacak alet var (kapaksız scannera benziyor) oda ufak 1 masa, 2 tane sandalye. Oturdum kızın sol tarafındaki sandelyeye bilgisayar ekranını görebiliyorum. Polnet’ti sanırım tam ekran açılmış bir uygulama var. Ekranda kullanıcı adı ve şifre girme yeri 2 tane de buton mevcut. 2 tane butondan birisi tamam diğeri ise alt tarafta bol ünlemli kırmızıya boyanmış büyük harflerle yazılmış bilgisayarı kapat butonu.
Şuna benzer bir tasarım yapılmış.

Kız kullanıcı adını ve şifresini girdi ve sanırım yorgunluktan, dikkatsizlikten veya kullanım eğitimi almadığından belki mouse’u tamam butonu yerine bilgisayarı kapat butonuna getirdi ve tıkladı. Sevgili uygulamamız “bilgisayarınız kapanacak emin misiniz cidden mi?” felan sormadan çat diye windows kapanıyor ekranı geldi şaşırdı
Tabi ben orada “ahhh lanet olsun şimdi bekle yarım saatte açılsın gerizekalı bilgisayar” diye tırnaklarıma bakıyorum ama mütemadiyen ses çıkarmıyorum.
Bilgisayar kapandı kızımız tekrar açma düğmesine bastı yalnız başka işleri var diye sanırım acele etme moduna girdi. Kısa aralıklarla enter tuşuna basıyor romanın son cümlesini yazmışta bitirmiş sanki (Bu arada bilgisayarlar işte dediğimizi yapmıyorlar salak aletler diye düşünüyordur belki).
Nasıl olduysa think pad marka olan bilgisayarın rescue and restart ekranı geldi. Yani bilgisayar yanlış kapandı birşey mi oldu ekranı tabi tahminim daha önce bu durumla karşılaşmamış görevli(kız yerine görevli diyeyim) ESC’ye bastı uyarı çıktı “kaydetmeden devam etmek istiyor musunuz” tarzında, iptale bastı mouse manasız tuşlara bastı. Bir 10 saniye cebelleştikten sonra o ekrandan çıkabildi Windows XP yükleniyor ibaresini görünce ikimizde rahatladık.
Neyse XP açıldı tam programlar yüklenmeden uygulamaya tıkladı. Kullanıcı adı ve şifresini dikkatlice girdi mouse’u ilerletti ve bilgisayarı kapat butonuna gene tıkladı.
Ben : “Ahh ötekine basacaktınız”
Görevli : “Ya biliyodum ona basmamam gerektiğini ama istemeden tıkladım gene. Nefret ediyorum zaten bilgisayar işlerinden.”
Ben: “O ekranı yanlış yapmışlar zaten yani bilgisayarımı kapatacaksam kapatırım kapatabilirim o butonun orda ne işi var ki”
Bilgisayarı yeniden başlattı. Uygulamayı çalıştırdı kullanıcı adını ve şifresini girdi yanlış girdiniz uyarısı geldi tabi ben tekrar yanlış tıklayacak diye geriliyorum.
Caps Lock’a bastı şifresini büyük yazdı ve şükür login olduk. T.C. Kimlik no’mu girdi parmaklarımı alete okutturduk. Hayırlısıyla bir çıktı verdi, bende önceki gittiğim memura teslim ettim ve işim bitti.
Bu olay kullanılabilirlik(Usability) ile tez yazacak olan bana inanılmaz denk geldi desem yeridir.
Buradan tüm tasarımcı, tüm geliştiricilere bir şekilde kullanıcı ile etkileşime geçecek ekran tasarlayacak herkese diyorum ki özellik ekleyecem diye insanların saçma hareketler yapmasına ve zaman kaybetmesine neden olmayın.
Bilgisayarları sadece işi için kullanıcak kişilerin hayatını zorlaştırmayın nefretlerini kazanmayın, zorlaştırmayalım nefret kazanmayalım.