Erken sevk talebiniz kabul edilmiş olup, Ağustos 2009 yedek subay celbinde sevke tabi bulunmaktasınız. 10 Temmuz 2009-31 Temmuz 2009 tarihleri arasında en yakın askerlik şubesine müracaat ederek sevk evraklarınızı alabilirsiniz.

Saygılarımızla.

Kendi kararlarımdan 2.si

Planım dahilinde pek çok karar var bunların öncelik sırası, zamanı ve şekli değişebilir tabiki.

mezun oldum artıkın MBA diplomasına sahip bir canlıyım. Bundan sonraki hedefleri bulmak daha zor ama daha mantıklı olacak sanırım ya da herşey rastlantıyla devam edecek.

Dünyanın düzeni böyleyse pekte yapacak birşey yok.

Kaos ve rastlantılar…

En büyük erdem demişler doğru söylemişler :)

Şu ana kadar oluşturduğum değerlerin, huyların üstüne gelinmesiyle hem ne kadar stres yaratabildiğini ölçmemi hem de değişikliğe ne kadar açık olduğu görmemi sağlıyor.

Dürüstlük, şeffaflık, mütevazilik eyvallah olması istenen, gereken şeyler (ki öyle olunmasını tercih ederim her zaman) fakat bu huylarınızın sonucu olarak işlerin ters tepebileceğini bilip hala aynı şekilde ve tutarlı davranabiliyo musunuz?

Evet yapabilirim diyorsanız kız arkadaşınızla test etmesi basit (ilk önce bir kız arkadaş bulmak lazım tabi :) ). Genel bir örnek olacak ama misal :

-Canım saçım nasıııl olmuuşş?
-Süper yaa çok beğendim!! (kıçıma benzemiş desene diyebilsene).

Kendiniz olun.Sağlıcakla kalın arada kalıp stres yapmayın ;)

30 ve 31 mayıs günü üretim ve finansal yönetim finallerim var. Çalışacağım ve geçeceğim. Ayrıca bu son sınavlarımı verip yüksek lisansımı bitireceğim.

Eee banane diyebilirsiniz ama geçenlerde bir blogta okumuştum hedeflerinizi public yaparsanız toplum tepkisini çekmemek için ya da şöyle ifade edelim “ee hani söz vermiştin noldu yalan oldun” lafını duymamak için kendi kendinizi motive edebilirsiniz gibi birşeydi.Deniyorum geçemezsem sınavlarımdan siz suçlusunuz :)

Şaka bir yana bence güzel bir olay bu. mimleme muhabbetleri var ya işte hayatınız 3 en önemli şeyini yazın tarzında. Bu da öyle olabilir “hayatınızda 1 ay içerisinde yapmayı planladığınız, hedeflediğiniz 3 şey”

İnsanlara hedeflerini açıklatıp onlara motive olmalarında yardımcı olursam mutlu olurum.

He yapamazlarsa da dalga da geçerim ama ki ben bu finallerimden kötü alır da kalırsam sanırım yüksek lisanstan kovulacağım ve sizde bana “mal 3 senede yüksek lisans bitiremedi diyebilirsiniz” :)

Kalın sağlıcakla.

Bilgilendirmek açısından faydalı olacak. Yani hepimiz excel biliyoruz kullanıyoruz felan da ne işe yarar ne sıkıntıları var onları yazmaya çalıştım.

John Tennnent ve Graham Friend’in Guide to Business Modelling kitabından esinlendim.

  • Neredeyse tüm bilgisayarlarda mevcut. Sadece microsoft değil open office sayesinde çalışma tablolarına heryerden ulaşılabiliyor.(Düzensiz ve zarar verici kullanılma ihtimali var.)
  • Genel kanı olarak herkes alışık ve kullanılması biliniyor.(Amatör kullanıcılar ne kadar biliyor ne kadar gücünden faydalanabiliyor orası tartışılır.)
  • Güncellenmesi basit yani değişik durumlara göre çalışma tabloları güncellenebiliyor. (Çalışma tablosunun yapısının standardizasyonu ve versiyonlamaya dikkat edilmeli.)
  • ERP, SAP gibi muhasebe programlarından tutunda pek çok uygulamada excel çıktısı olarak data alınabiliyor. Çalışma tabloları bir nevi standart formata dönüşmüş.
  • Şifrelemeyle kullanıcı haklarına göre data gösterilebiliyor. (Dökümanların çoklama -duplication- işlemi muhtemel)
  • Etkileyici sunumlar adına formatlama ve görsellik.(Karar vermede yardımcı olması gerekirken sadece görüntüye dönüşmesi)
  • Data sorgulama ve sıralama işlemleri. (Çalışma tablolarında yazı hücreleriyle rahat oynanaması)

Kısacası böyle yani excel’i neden kullanalım, neden bu kadar çok kullanıyor diye de merak ederseniz yukarıdakiler kısmen yardımcı olabilir.

İyi çalışmalar.

Rekabet gözüm rekabet.

Böyle genel başlık girdik 1000 unique ziyaretçi bekliyoruz :)

Merhabalar;

3-9 mayıs 2009 Business Week Revizyon Şart sayısında kitap tanıtımı kısmında Cass R.Sustein’in yazdığı Going Extremes : How like minds unite and divide (Aşırıya kaçmak :Benzer beyinler hangi noktada birleşip hangi noktada ayrılır) adlı kitap var.

Sustein’in tezleri

1.”İnsanlar birçok örnekte, çok az şey bildikleri birçok örnekte, eksik bilgi kuramlarından sıkıntı çekiyor. Bildikleri şeylerin çoğu da yanlış.”

2.”Benzer düşünce yapılarına sahip olan halklar gruplaşma eğilimi gösteriyor ve görüşlerini çok daha uç noktalara taşıyor.”

3.”-Grup kutuplaşmasının- İslami terörü, Enron fiyaskosunu ve hatta ABD Hükümeti’nin yoldan çıkmasına yardım etti. Grup kutuplaşmasıyla savaşmaktan ziyade bu oluşumları destekleyen talihsiz bir kültür yüzünden pek çok hata yapıldı.” -ki ABD’deki kültürün vatandaşlarına Türkiye’nin yerini sorduklarında verdiği cevapları veya kolay matematik sorularına karşılık verdikleri absürd cevapları hatırlayın-

4.Sustein sadece teorik değil deneysel bir araştırma da yaparak mantıklı insanların mantık dışına çıkabileceğini şöyle ispatlıyor. Rastgele seçilen 3 universite öğrencisini(mantıklı oldukları ve insana zarar vermeyecekleri şüphesiz) gardiyan olarak çalıstırılıyor ve ilerleyen zamanlarda suçlulara şiddet uyguladıkları gözlemleniyor.

Sadece kitap tanıtımı olmasına rağmen yazının bende etkileri çok daha kuvvetli oldu. Gruplaşmanın her zamanda kötü olacağını söyleyemeyiz ki Sustein Amerika’daki zencilere yapılan haksızlıkların da grup kutuplaşmasıyla kırıldığını ifade ediyor.

Ayrıca Sustein herhangi bir gruba katılmış insana yapılacak grubuyla ilgili olumsuz eleştirinin o insanın gruba olan bağlılığını daha artırdığını söylüyor.Yani birşeye inanmış insanın fikirlerini değiştirmeye çalışmak için o inandığı şeyi kötülemek tam tersi etki yaratmakta.

Herhangi bir gruba üye olmanız doğal hatta birkaç gruba üye olmanız gayet faydalı yalnız grubun giderek uç noktalara erişmemesine, düşüncelerinizi grubun yönlendirmesine izin vermeyip, bilgi süzgecinizden geçirip, sezgilerinizle hareket etmeniz en mantıklısı olacaktır. Yani en azından ben öyle yapmaya çalışıyorum :)

http://www.ted.com/index.php/talks/lang/tur/barry_schwartz_on_our_loss_of_wisdom.html

TED sen ne güzel birşeysin :)

Herkese sunumda geçen kişiliğinin bütünlüğünü bulmasını, araştıramasını tavsiye ediyorum.

Uzun bir girdi olacak ama umarım keyifle okursunuz.

Bugün ehliyetimi değiştirmek amacıyla Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittim. Önceden aldığım için ehliyetimin üstünde T.C. Kimlik nosu yazmıyor. Bakalım pazartesi alacağım ve T.C. kimlik nolu olur heralde.

Sizde değiştirecekseniz 40 YTL, 3 tane vesikalık fotoğraf ve nufüs kağıdının fotokopisini götürmeniz yeterli. He bir de babam ehliyeti yıllar önce gözlük takmazken almış şu anda hep takıyor ve gözlüklü gittiği için sağlık raporu almanız gerek dediler. Yani benden size tavsiye gözlüğünüzü çıkarın raporla uğraşmak istemiyorsanız :)

Neyse konumuza geri dönersek gerekli olan şeyleri gişe memuruna verdikten sonra birkaç işlem yaptı ve parmak iziniz alınacak parmak izi odasına gidin dedi. Gittik bekledik tabi biraz neyse hanım kızımız geldi.

Bilgisayar var, parmak izi alacak alet var (kapaksız scannera benziyor) oda ufak 1 masa, 2 tane sandalye. Oturdum kızın sol tarafındaki sandelyeye bilgisayar ekranını görebiliyorum. Polnet’ti sanırım tam ekran açılmış bir uygulama var. Ekranda kullanıcı adı ve şifre girme yeri 2 tane de buton mevcut. 2 tane butondan birisi tamam diğeri ise alt tarafta bol ünlemli kırmızıya boyanmış büyük harflerle yazılmış bilgisayarı kapat butonu.

Şuna benzer bir tasarım yapılmış.

uygulamanın tasarımı

Kız kullanıcı adını ve şifresini girdi ve sanırım yorgunluktan, dikkatsizlikten veya kullanım eğitimi almadığından belki mouse’u tamam butonu yerine bilgisayarı kapat butonuna getirdi ve tıkladı. Sevgili uygulamamız “bilgisayarınız kapanacak emin misiniz cidden mi?” felan sormadan çat diye windows kapanıyor ekranı geldi şaşırdı :)

Tabi ben orada “ahhh lanet olsun şimdi bekle yarım saatte açılsın gerizekalı bilgisayar” diye tırnaklarıma bakıyorum ama mütemadiyen ses çıkarmıyorum.

Bilgisayar kapandı kızımız tekrar açma düğmesine bastı yalnız başka işleri var diye sanırım acele etme moduna girdi. Kısa aralıklarla enter tuşuna basıyor romanın son cümlesini yazmışta bitirmiş sanki (Bu arada bilgisayarlar işte dediğimizi yapmıyorlar salak aletler diye düşünüyordur belki).

Nasıl olduysa think pad marka olan bilgisayarın rescue and restart ekranı geldi. Yani bilgisayar yanlış kapandı birşey mi oldu ekranı tabi tahminim daha önce bu durumla karşılaşmamış görevli(kız yerine görevli diyeyim) ESC’ye bastı uyarı çıktı “kaydetmeden devam etmek istiyor musunuz” tarzında, iptale bastı mouse manasız tuşlara bastı. Bir 10 saniye cebelleştikten sonra o ekrandan çıkabildi Windows XP yükleniyor ibaresini görünce ikimizde rahatladık.

Neyse XP açıldı tam programlar yüklenmeden uygulamaya tıkladı. Kullanıcı adı ve şifresini dikkatlice girdi mouse’u ilerletti ve bilgisayarı kapat butonuna gene tıkladı.

Ben : “Ahh ötekine basacaktınız”
Görevli : “Ya biliyodum ona basmamam gerektiğini ama istemeden tıkladım gene. Nefret ediyorum zaten bilgisayar işlerinden.”
Ben: “O ekranı yanlış yapmışlar zaten yani bilgisayarımı kapatacaksam kapatırım kapatabilirim o butonun orda ne işi var ki”

Bilgisayarı yeniden başlattı. Uygulamayı çalıştırdı kullanıcı adını ve şifresini girdi yanlış girdiniz uyarısı geldi tabi ben tekrar yanlış tıklayacak diye geriliyorum.

Caps Lock’a bastı şifresini büyük yazdı ve şükür login olduk. T.C. Kimlik no’mu girdi parmaklarımı alete okutturduk. Hayırlısıyla bir çıktı verdi, bende önceki gittiğim memura teslim ettim ve işim bitti.

Bu olay kullanılabilirlik(Usability) ile tez yazacak olan bana inanılmaz denk geldi desem yeridir.

Buradan tüm tasarımcı, tüm geliştiricilere bir şekilde kullanıcı ile etkileşime geçecek ekran tasarlayacak herkese diyorum ki özellik ekleyecem diye insanların saçma hareketler yapmasına ve zaman kaybetmesine neden olmayın.

Bilgisayarları sadece işi için kullanıcak kişilerin hayatını zorlaştırmayın nefretlerini kazanmayın, zorlaştırmayalım nefret kazanmayalım.

Teknoloji çok enteresan birşey ya yani hakikaten.

http://www.ted.com/index.php/talks/pattie_maes_demos_the_sixth_sense.html